Gulyabani
“Âlemin aklını mezata çıkarmışlar da yine herkes kendininkini beğenip almış…”
Gulyabani, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın korku ile toplumsal eleştiriyi ustalıkla buluşturduğu en önemli romanlarından biridir. İlk kez 1912 yılında yayımlanan eser, halk arasında yaygın olan batıl inançları ve hurafeleri sorgulayan güçlü bir anlatı sunar.
Issız bir konakta yaşandığı söylenen esrarengiz olaylar etrafında gelişen hikâye, okuru korku ile mizah, gerilim ile gerçek arasında sürükleyici bir yolculuğa çıkarır. Doğaüstü gibi görünen olayların ardındaki insan zaaflarını, çıkar ilişkilerini ve cehaleti gözler önüne seren yazar, aklın ve sorgulamanın önemini etkileyici bir kurguyla işler.
Mizah ile gerilimi aynı potada eriten Gulyabani, yalnızca bir korku romanı değil; aynı zamanda dönemin toplumsal yapısını hicveden, Türk edebiyatının en özgün ve zamana meydan okuyan klasiklerinden biridir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar
17 Ağustos 1864’te İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası devlet memurudur. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir.
Öğrenim hayatına Galatasaray Lisesi’nde devam ederken hayat koşullarının zorluğu sebebiyle eğitimini yarım bırakmıştır. Ancak kendi kendini yetiştirmiş; devlet memurluğu, gazetecilik ve yazarlık yapmıştır.
Gerçekçi (realist) ve doğalcı (natüralist) akımlarının Türk edebiyatındaki öncüsüdür. Eserlerinde genellikle İstanbul halkının yaşayışını, inançlarını, batıl itikatlarını, dedikodularını ve günlük hayatın gülünç yönlerini işler. Dili Servet-i Fünun edebiyatı yazarlarına göre sadedir.
8 Mart 1944’te İstanbul Heybeliada’da vefat etmiştir.














Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.